Siz dijital çağa yabancı mısınız? Dijital dünya ile ilgili bir konu konuşulduğunda kendinizi o dilde göçmen gibi mi hissediyorsunuz? Yoksa: “Tam da benim memleketim bu dijital dil!” diyenlerden misiniz?

Toplumda bazılarımızın dijital dünyaya kolaylıkla uyum sağladığını ve hatta dijital birer üretici olduğunu görüyoruz. Öte yandan, bazılarımıza göre ise bu konu oldukça yabancı ve bazılarımız dijital mecralara uyum konusunda sıkıntı yaşıyor.

Size bir sır verelim mi? Kendinizi yabancı hissediyorsanız da dijitale çabucak uyum sağlıyorsanız da bir sorun yok. Önemli olan bu çağı nerede ve ne kadar yakalayabildiğiniz. Neden mi?

Bu konuyu bizden çok daha uzun yıllar önce merak edip araştırmış, “Teknoloji kullanımımız ve uyumumuz değişiklik gösteriyor mu? Gösteriyorsa farklılıklar nedir ve nedendir?” diye sorgulamışlar. Prensky, bu alanda öne çıkıyor ve bizi yepyeni iki kavram ile tanıştırıyor: “Dijital Yerliler” ve “Dijital Göçmenler.” Hadi biraz daha derinlemesine bakalım konuya.

Prensky, bizleri 1980 öncesi ve sonrası doğanlar olarak iki kategoriye ayırıyor. Dijital yerliler, çağımızın teknolojisi ile dünyaya gelen ve yeni teknolojiler ile bütün gündelik işlerini dahi halledebilen 21. yüzyıl çocuklarıdır. Dijital göçmenler ise tahmin edeceğiniz gibi 1980 öncesi doğanlar ve internet memleketine sonradan göç etmek zorunda kalanlardır. Çoğu 20’li yaşlarının sonrasında teknoloji, internet, web ve dijital dünya ile tanışmıştır. Maalesef bu çağa göçmen olan dijital göçmenler, teknolojik araçların kullanımında ve teknoloji temelli konuları öğrenmede güçlük yaşamaktadır. Teknoloji okuryazarlıkları dijital yerlilere göre çok daha düşüktür.

Tonta da dijital yerlilerin bilgi arama, kullanma ve yaratma yöntemlerinin dijital göçmenlerinkinden belirgin bir şekilde farklı olduğunu vurguluyor. Dijital göçmenler bir bilgiyi ararken kütüphane ve kitapları kullanırken dijital yerliler bilgiye sanal ortamlarda ulaşmayı tercih ediyor. Dolayısıyla dijital yerliler sosyal hayattan akademik bilgiye, gündelik konulardan edebiyata ve daha birçok alana dair bilgiyi sosyal medyadan alıyor. Bu yüzden de sosyal medyada ve dijital ortamlarda geçirdikleri vakit çok daha fazla. Tabii bu durum da yeni platformlara ve teknolojilere çok çabuk uyum sağlıyorlar.

Birçok araştırma dijital yerliler ve göçmenlerin sosyal medya kullanım davranışlarında da ciddi farklar olduğunu gösteriyor. Göçmenler daha çok yazı temeli mecralarda; örneğin Twitter, yer almayı tercih ederken yerliler görsel temelli mecralarda; örneğin Instagram, vakit geçirmekten hoşlanıyor.

Eğer sosyal medyada izlediğiniz stratejiler beklentilerinize yanıt vermiyorsa belki gözden geçirmeniz gereken şeyler vardır. Peki marka ve kurumlar olarak sosyal medya stratejilerimizi belirlerken kendimize sormamız gereken sorular neler? Hedef kitlemizin çoğunluğunu dijital yerlilerin mi yoksa dijital göçmenlerin mi oluşturduğu, seçeceğimiz sosyal medya platformundan paylaşacağımız içeriklere, bu içeriklerin paylaşılması gereken saatlere kadar pek çok konuda bizlere içgörü sağlayacaktır. Bireylerin sosyal ağları kullanım şekli, kullanım süreleri ve kullanımlarının doğurduğu alışkanlıklar dijital yerli ve göçmen oluşlarının da arasında bulunduğu pek çok sebepten dolayı değişiklik göstereceği için detaylı bir  izleme yapmak, doğru bir sosyal medya stratejisi oluşturmanın da ön koşuludur.

Kaynaklar:

Prensky, Marc. 2001. Digital Natives, Digital Immigrants. İçinde From Digital Natives to Digital Wisdom: Hopeful Essays for 21st Century Learning.

Bu yazımızda, dijital yerliler ve göçmenleri size tanıttık. İster göçmen olun ister yerli, sosyal medya konusunda destek ararsanız biz buradayız, bizimle hemen iletişime geçin.

0530 177 78 53

info@sulebas.com