Hikaye anlatan markaların elinde çok güçlü kozlar vardır. Bir ürün veya hizmetin tanıtımını yapmak, işlevleri hakkında bilgi vermek gibi yöntemler bugün artık pek de işe yaramıyor. Markalar ve kişisel markalar olan insanlar, hikaye anlatmak zorunda. Eğer, diğer insanları ve potansiyel müşterilerini etkilemek ve ikna etmek istiyorlarsa. Peki hikaye anlatımı sizce ne kadar önemli? Hikaye anlatımının insan beyninde farklı yerleri aktive ederek insan düşüncelerini ve hareketlerini yönlendirme gücü var desem şaşırmaz mısınız? Ya da hikaye anlatım şeklinizin insanları size yakınlaştırıp harekete geçirme gücü olduğunu? O halde “Hikaye Anlatan Markalar Beynimize Neler Yapabilir?” bir düşünelim.

Hikaye Anlatıcılığı İle Hedef Kitlenizin Dikkatini Çekmek ve Dinleyicileri İkna Etmek
İnsanların dikkatini çekip o insanları müşteri olmaya ikna etmeyi herkes ister. İşte tam da bu konuda QuickSprout oldukça ikna edici bir çalışma yapmış. Bu çalışmanın ve farklı araştırmaların yönlendirmesinde ikna ve dikkat çekme sürecinde hikaye anlatımının gücünü sizler için yazdım. Ama önce kısaca hikaye anlatıcılığının hedef kitle ile ilişkisini özetleyelim:
  • Hikayeleri kullanarak birer deneyim yaratabilirsiniz ve bu sayede insanların kararlarını etkileyebilirsiniz.
  • Duygusal ilişkiler kurarak dinleyicilerinizin sizin fikirlerinizi kendi fikirleri gibi düşünmelerini sağlayabilirsiniz.
  • Metaforlarınız ve hikayeleriniz dinleyicilerinizin dikkatini ve ilgisini çekecektir.
  • Unutmayın ki hikayeler bir duyguya katılımı direkt olarak geliştirebilir ve hisleri kontrol eden beyin bölgelerini aktive edebilir.
  •  Hikayeler dinleyicilerin hareketlerini kontrol eden beyin bölgelerinin dikkatini çekebilir.

Hikaye anlatımı insanların ilgisini çekmek ve onları ikna etmek için en etkili yoldur:

İnsan beyni birçok bağlantıya sahiptir ve bu bağlantılar hikaye anlatıcılığına da cevap verirler. Günlük yaşamda konuşmalarımızın %65’ini kişisel hikayeler ve dedikodu oluşturmaktadır. İnsanlar 40,800 yıldan fazla bir süredir hikayeler aracılığı ile iletişim kurmaktadır.
İkna
Hikayelerle deneyimler yaratın ve insanların düşüncelerini etkileyin. Deneyim her şeydir. Deneyim sağlayan hikayelerse baştacı. Çünkü insan beyni, önceki deneyimlerine bağlı olarak etki ve tepkiye göre düşünür. Bu yüzden hikayelerle yaratacağınız deneyim, hedef kitlenizin size cevap vermesini sağlayacaktır. Bir psikoloji deneyi ile bu durumu örneklendirelim:
Colorado Üniversitesi’nden Lawrence E. Williams ve Yale Üniversitesi’nden John A. Bargh’ın iki aşamalı deneylerinin ilk deney aşaması şöyledir. Bir grup öğrenciye kendilerine kişilik deneyi yapılacağı ve bu deneyin de okulun üst katındaki bir laboratuvarda yapılacağı söylenir. Öğrencileri laboratuvara götürmekten sorumlu ve deneyle bir bağlantısı olmadığı düşünülen bir adam gönüllü denekleri asansöre götürür. Adam, deneklerden isimlerini listeye yazmalarını ister ve bu sırada eli dolu olduğu için deneklere ikram ediyor gibi kahve de verir. Bu kahvelerden bazıları soğuk bazıları ise sıcaktır. Tüm denekler üst kattaki laboratuvara çıkarılır ve kendilerine hayali bir insan anlatılır. Daha sonra da bu hayali kişi hakkındaki düşünceleri sorulur.
Asansörde eline sıcak kahve tutuşturulanlar, soğuk kahve tutuşturulanlara göre daha yüksek bir oranla bu hayali kişiyi “iyi, cömert, güvenilir, sıcakkanlı…” gibi tanımlarla anlatırlar. Yani sıcak kahve ile hikaye sürecine katılan denekler, deneyimlerine dayalı olarak -kendilerine sıcak kahve verilmesi- etkiye karşılık tepki verirler. Bu tepki de kişinin iyi biri olduğuna yöneliktir. Soğuk kahve ile hikaye sürecine katılan denekler ise deneyimlerine göre tepki verir ve kişiye iyi özellikleri daha az atfederler.
Hikayelerinizi dinleyicilerinizle duygusal ilişkiler kurmak için kullanın. Bu sayede sizin fikirlerinizi kendi fikirleri gibi düşünmeleri konusunda dinleyicilerinizi etkileyebilirsiniz.
Princeton’dan Uri Hasson’a göre bir insana hikaye anlatan ve o hikayeyi dinleyen kişinin insula kortexi senkronize edilebilir. (Insula kontex beynin bir parçasıdır ve insanların eğlence, korku, acı gibi duygusal deneyimlerle ilişki kurmasına yardımcı olur.)
İlgi – Bağlantı
1- Metaforlar aracılığı ile hikayeler dinleyicilerle ilişki kurar. Unutmayın ki ne kadar canlı olursa o kadar ilgili olur. Şu deneye bir göz atalım:
Şubat 2012’de, Emory Üniversitesi’nden araştırmacılar metaforların beyin aktiviteleri üzerindeki etkisini araştırdı. A grubundaki denekler, “Şarkıcı hoş bir sese sahip.” veya “O, güçlü ellere sahip.” gibi cümleleri okuyup anlamlandırdı. B grubundakiler ise “Şarkıcı, kadife bir sese sahip.” veya “O, kayışımsı ellere sahip.” gibi metaforlar içeren cümleleri okudular.
A Grubu deneklerindeki aktif bölgeler
B Grubu deneklerindeki aktif bölgeler
Sonuçlara göre, A grubundaki deneklerin sadece Broca ve Wernicke bölgeleri aktif olurken B grubundaki deneklerin duyusal kortexlerinin (sensory cortex) aktif olduğu görülmüştür. (Duyusal kortex; dokunmaya dayalı olarak duyuyu algılama yolu ile aktif olan kortextir).
2- Hikayeler bir duyguya katılımı direkt olarak geliştirebilir ve hisleri kontrol eden beyin bölgelerini aktive edebilir.
2006’da İspanya’da yapılan bir araştırmada, katılımcıların beyin hareketleri fMRI makinesi ile incelenmiş ve katılımcılara 2 çeşit kelime sorulmuştur. A grubundaki katılımcılara “sandalye” veya “anahtar” gibi nötr kelimeler; B grubundaki katılımcılara da “parfüm” veya “kahve” gibi güçlü kokularla ilişkili kelimeler.
A Grubu Sonuçları
B Grubu Sonuçları
Sonuçlara göre A grubundaki deneklerin beyinlerinde  dil ile ilgili 2 bölgenin aktif olduğu tespit edilmiştir: Broca ve Wernicke bölgeleri. B grubundaki deneklerinde ise bu iki dil bölgesinin dışında koku korteksinin de (olfactory cortex)aktif olduğu görülmüştür.
3- Hikayeler, dinleyicilerin beyinlerinde hareket kontrolünden sorumlu olan bölgeleri etkileyebilir.
Fransa’da Dil Dinamikleri Laboratuvarı’nda (Laboratory of Language Dynamics in France) bilişsel bilim insanı olarak araştırmalar yapan Veronique Bolenger, katılımcılardan “John, nesneyi kavradı.” veya “Pablo topa tekmeledi.”  gibi cümleleri okumalarını istemiştir. Bu sırada katılımcıların beyin hareketlerini incelemiştir.
Beyin görüntülerinin sonuçlarına göre, vücut hareketlerini koordine eden motor kortexte aktivasyon olduğunu tespit edilmiştir.
Gördüğünüz gibi hikaye anlatma ve anlatım şekli insanları tahmin  ettiğinizden çok daha fazla etkileyebilir. İnsan beyninde birçok bölgeyi aktif hâle getirerek farklı tepkilere yol açabilir. Bu gücü doğru kullanmak ve hedef kitlenizi ikna etmek için hikaye anlatmayı bir an önce öğrenmelisiniz. Çünkü hikaye anlatan markalar beynimize neler neler yapabilir.

Kaynaklar:

QuickSprout

Bu yazımızda, hikâye anlatmanın önemini ve gücünü sizlere aktardık. Siz de daha iyi hikâye anlatabilmek için adım atın. Destek almak isterseniz “Sosyal Medya ve Pazarlama” Eğitimimize katılabilirsiniz.

İsterseniz sizin için en güzel hikâyeleri biz de anlatabiliriz. Sosyal medya yönetimi ve içerik üretimi hizmetlerimizden yararlanmak için bizimle hemen iletişime geçin.

0530 177 78 53

info@sulebas.com

Diğer Blog Yazıları

21
16
12
4
9
3
11
5
7